• https://www.facebook.com/edosk22
  • https://twitter.com/edosk22
Üyelik Girişi
TÜZÜK
MEDYADA EDOSK
Site Haritası

KANOLARIMIZ NEHİRLERDE SÜZÜLÜRKEN!

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün bizlere en büyük armağanı 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamaları kapsamında EDOSK olarak kanolarımızı, Edirne'nin üç nehri olan Arda - Meriç - Tunca ile buluşturduk.

12 doğaseverle birlikte kürek çekerek en büyük ve en anlamlı bayramımızı üç nehrin sularında coşkuyla kutladık.

Etkinliğimiz,12 kişinin katılımı ile EDOSK binasında tanışma sonrası hep beraber kanolarımızı ve can yeleklerimizi almak için yola çıkmamız ile başladı.

Kanolarımızı uzun bir uğraş sonucunda minibüsümüzün üstüne yerleştirdik. Böyle güzel aktivitelerde insanlar birbirlerini yeni de tanısalar samimiyet hızla gelişiyor. Kano aktivitesi uzun süreceği için su ve enerjimizi korumak için çikolataları bile bir kişi alıp herkese dağıttı.

Kısa bir yolculuktan sonra akşam yapan yağmurunda da verdiği ağır yol koşulu nedeniyle kısa bir çamura saplanma problemi yaşandı. Yine de yeni tanışmış kızlı erkekli bu 12 kişi kısa sürede güç ve akıl birliği yaparak bu problemi çözdü.

Kano gezisinin çok zevkli olacağı işte bu samimiyetin ve güç birliğinin oluşması ile de alakalıdır belki.

Evet, zaman geldi artık. Herkese tek tek yüzdürgeçlerini giydiriyor ve hepsini kontrol ediliyor. Suya düşmek serbest  Güvenlik ön planda tabi ki. Güvenlik vurguları yapılırken ekip yavru köpek seviyor. Eşleştirme çok önemli. Hem anlaşabileceğin bir kişi ile kanoya binmelisin hem de ağırlığına göre. Kanolarımızı eşleştirme sonrasında setten indiriyoruz. işte güzellik burada. Kanolar ağır olduğu için kadınlarımıza bu zevksiz kısmı yaşatmıyoruz 🙂

Evet, artık sudayız. Belki de hayatında ilk defa kanoya binen var. Ya da hayatında ilk defa bir nehre girenler var. Derin bir nefes alıyoruz ve artık kürekler ve dümen bizde. Gerisini, katılımcımız Aydemir Ay anlatıyor:

"Ve o köprü tam da önümüzde. Nefesimizi tutuyoruz. Gözlerimi daha az kırpıyorum. ve aklıma Orpheus ve Eudrike'nin efsanevi aşkını anlatan hikaye geliyor. O anda Avrupa birliğinden gelen Arda'nın ve Meriç'in suyunun ne kadar da taşkın olduğu, Evliya Çelebi'nin de seyahatnamesinde yazdığı bu 3 nehir gün gelecek Edirne'nin sonunu getirecek cümlesi aklıma geliyor. Sahi be! ne acılar yaşanmıştır burada. Düşünsene Koskoca padişahı bile karşında duran bu iki nehrin taşkınından sallarla saraydan kaçırmamışlar mıydı!

Ya "Babuba" şarkısı... Mırıldansa ya birisi şimdi burada! 3 asker görüyorum köprünün üzerinde. bizleri gözlüyorlar. Hani köprünün de altında ne sular geçti de 'Sen nereye gardaş' diyecek!

Yavaş yavaş akıntı ile kendimizi Edirne'ye doğru salıyoruz. aklımda bin bir soru. Acaba Kanuni sefere giderken ağaç köprüsünü nereye yapmıştır? sefer bu! sonrasında patlatıyor köprüyü. en kısa mesafe neresi acaba diye bakınırken binlerce martının bir anda uçtuğunu ve o martıların sesini duyuyorum.

Manzara inanılmaz. Bu kadar martıyı ne Ege'de gördüm ben ne de Marmara'da! Sanki hepsi Edirne'nin mutlu ve huzurlu sularına gelmişler ve burada yaşıyorlar.

Karşımızda Mecidiye Köprüsü var artık. Nefes kesici güzelliği ile orada. Haydi fotoğraf çekilelim diyorlar. Herkesin elinde geziyor GoPro... Ve gülümse...

Harika bir anı tabi ki. Nerede yaşayacaksın böylesine güzelliği. Rica ediyorum kano partnerimden bu köprüye aşığım ben. Onun ayaklarına dokunmalıyım. Kendisini riske atarak 'Evet' diyor. Yanaşalım. Dokunuyorum o taşlara. Gözümün önünden Edirne'de yapılan kayıklar geliyor. Odun taşıyan, yolcu taşıyan kayıklar...

Bir anda gözlerimi açıyorum. Protokol Evi'nden onlarca göz bizleri izliyor. Küreklere asılıyoruz tekrar. Hedefimiz Meriç ile Tunca'nın birleştiği yer ve Ekmekçizade Tunca köprüsü.
Tunca daha dar biir nehir olmasına rağmen ağaçların altından geziyoruz. daha bir görkem var aslında Tunca'da pis mi? evet. Harika mı? evet. etkilendim mi? evet. tam bir km daha kürek çekiyoruz akıntıya karşı ve o güzel köprü işte burada.

Yavaş yavaş saldık kendimizi. artık daha güzel kürek çekiyoruz. Daha uyumlu. Türkiye'nin sorunları kafamızda yok. Aklımızda sadece Tunca kenarında eskiden var olan konaklar! yerlerinde yeller esiyor. Balık tutmaya gelmiş babalar ve oğullar. Ya da bizi şoka sokan çift. Kocasına diyoruz ki rast gele! İşaret ediyor, 'Hanım kuruttu valla' bende bir şey yok!
Hani kahvemiz olsa sabaha kadar kürek çekerim.
Tunca'dan tekrar Meriç'e giriyoruz. Şarkıdaki gibi aslında.

"Meriç'in azgın suyu aramıza girdi de, göz göre göre yazık Eyüb'a..."

Evet, akıntı ve dalga başlıyor. Şarkılarda olduğu gibi..."

FOTOĞRAF ALBÜMÜ İÇİN TIKLAYINIZ...



Paylaş |                                         Yorum Yaz - Arşiv   15 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Saat
Takvim
Hava Durumu
Anlık
Yarın
13° 12° 9°
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam54
Toplam Ziyaret235068
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.87653.8921
Euro4.57284.5911